Duhâ, 93/5 Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 6
Kötüİyi 
Fethullah Gülen   
25.05.2006
"Pek Yakında Rabbin Sana Verecek de Hoşnut Olacaksın." (Duhâ, 93/5)

Bu ayet-i kerimedeki razı olup, hoşnut kalacaksın kaydını makam-ı rıza olarak anlamak uygun olabilir. Şöyle ki, Efendimiz (sav) mebdede bir nüve mahiyetinde makam-ı rızanın mazharı olarak dünyaya gelmiştir. Evet bu mazhariyet başlangıçta tıpkı bir çekirdek gibidir. Nasıl bir çekirdek toprağın bağrına atılır, sonra bir rüşeym olur; derken gelişir, büyür ve semalara ser çeker. Aynen öyle de Efendimiz (sav), Allah'ın kendisine ihsan ettiği iradesi, cehd ve azmiyle bi'l-kuvve olan rıza makamına mazhariyeti, tasavvurlar üstü bir performansla bi'l-fiil haline getirmiştir. Öyleyse "Vele sevfe yu'dike rabbüke feterda"daki rıza-yı mutlak, neticesi nazara alınarak denebilir ki, O mutlaka makam-ı rızaya ulaşacaktır. Meseleyi "ulaşacaksın" diye istikbal eksenli ele almanın sebebi ise "Vele sevfe" sözcüğüdür.

Aslında böyle güzel bir akibet, dünyaya gelen ve Rabbin emri, yasakları çerçevesinde hayat süren hemen herkes için geçerlidir. Yeter ki bu kimse kendisine verilen istidatları yanlış istikametlerde değerlendirmesin. Ayrıca hem "vel Ahireh" deki "lam" hem de "Vele sevfe"deki "lam" ikisi de "lam-ı ibtida" ile beraber "lam-ı kasem"e de muhtemil bulunduklarından, önceki cümlede neticenin hayırlı olacağı kasemle temin, ikincisin de tekid edilmiştir. Yani acıyla tatlıyla, elemle lezzetle, mudâyakalarla-müsâadelerle seni olgunlaştıra olgunlaştıra öyle bir evc-i kemale ulaştıracaktır ki, sen ulaştığın o zirvede ruhanî ve cismanî, ruhî ve fikrî rıza mazhariyetlerinle kendini hoşnutluk çağlayanları içinde bulacaksın. Bugün için seninle o rıza meltemleri arasında fıtri bir sürecin tabii tezahürü olan "Sevfe"ye takılı bir kısa müddet var. "Ûlâ"nın seneleri "ûhrâ"nın saniyelerine bile muadil olmadığına göre uhrevi bir mülahaza ile hele bir ân-ı seyyâle daha sabret; göreceksin ılgıt ılgıt rıza meltemlerinin estiğinin, mantuku ifham edilmektedir.

İşte o zaman ne mukteda bih ne de muktediler için hiçbir tasa ve inkisar kalmayacak, hiçbir endişe ve kaygı da söz konusu olmayacaktır. Mukteda bih hem kendi adına hem de ümmeti hesabına hoşnutluk görecek, hoşnutluk duyacak ve "nefs-i râziye" olmanın bütün mazhariyetlerini yaşayacak böyle bir hoşnutluğa sonsuzun cevabı ise onu ve onları "nefs-i marziye" nin tasavvurlar üstü zirvelerine ulaştırarak damlaya derya, zerreye güneş, fâniye bâki olma eltafını bahşederek, zılliyet ve asliyet nisbetleri mahfuz hakikatiyle serfiraz kılacaktır.


İlgili Yazılar:

 
< Önceki   Sonraki >