"Kur'ân'ı örneklerle anlatmak ciltler ister. Hâlbuki bizim sunmaya çalıştığımız bu kitapçık, değişik sohbetlerde ve münasebet geldikçe, hem de irticalî ifadenin darlığı, sığlığı içinde sadece birkaç soluktur. Bir de bu soluklar duyguları, düşünceleri itibarıyla en revnaktar hakikatlere dahi renk attırıp solduran birine aitse." (Fethullah Gülen)

"Ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: 'Korkma! (biz melekleriz). Lut kavmine gönderildik.' O esnada hanımı ayakta idi ve (bu sözleri duyunca) güldü. Biz de ona İshak'ı, İshak'ın ardından da Yakub'u müjdeledik..." (Hûd sûresi, 11/70-71)

"Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rabbilerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırdık. Onların kalblerini metin kıldık. O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: 'Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasına tanrı demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.'" (Kehf sûresi, 18/13-14)

"Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin ne de bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla. Musa: 'Buluşma zamanımız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun.' dedi." (Tâhâ sûresi, 20/58-59)
Bakara sûresi, 2/10
"Onların kalb-i ruhanîlerinde hastalık var. Allah Teâlâ bunların hastalıklarını daha da artırmıştır..."
Okuyun
Bakara sûresi, 2/17
"Onların misali, tıpkı bir ateş yakmak isteyen veya ateş yakanlar kıssasına benzer; o ateş yanıp da etrafını aydınlatınca, Allah hemen onların aydınlığını veya göz nurlarını giderir; giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır (artık hiçbir şeyi) göremezler."
Okuyun
Bakara sûresi, 2/25
"O Cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe: 'Bundan önce rızık olarak verilenlerden bu.' derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakilerine) benzer olarak verilmiştir. Orada onların tertemiz eşleri de olacak ve onlar orada devamlı kalacaklardır."
Okuyun
İşte bu anlayıştaki bir hakikat eri, dünyada olsa da hep O'nunla beraberdir. Her hamle ve her hareketi O'na yürüme istikametindedir. Ömür boyu hep kesret içindedir ama, hedefi vahdettir: Öyle ki sırtında taşıdığı ağır cismaniyet yüküne rağmen, kalbî ve ruhî hayat ufuklarında sürekli O'na doğru kanat çırpmaktadır..
Evet o nerede bulunursa bulunsun oturur-kalkar "Allahu Ehad, Allahu Samed" der; kalbini sağlamca O'na bağlar, ihtiyaçlarını sadece O'na açar. Ehadiyet'in esrarını vâhidiyetin envarıyla çözer. Celâlî tecellilerin sert gibi görünen esintileri karşısında cemalî yorumların meltemleriyle serinler. Hayretlerini tekbir ve tesbihlerle, mazhariyetlerini de hamd u senalarla seslendirir.. ve Hazret-i Ehad u Samed'i bilmeme cehaletinden uzak durmaya çalışır; çalışır ve dilinde:Alem-i kesretten ey sâlik firar eyle yürü; Ferd u Ehad bârgâhında karar eyle yürü; Ruy-i vahdet görmek istersen bu kesretten eğer, Saf kıl mir'ât-ı kalbin, tâbdâr eyle yürü. Kimi Ka'be kimi Arş'ı etmede dâim tavaf Sen harim-i kurb Hakkı ihtiyar eyle yürü. (İsmail Hakkı) sözleri muhtemel haybetlerini "ticaret-i lentebûr"a, gaybetlerini de huzur-u dâimîye çevirir, ehadiyet ve vâhidiyet semalarına doğru sürekli pervaz eder durur.
Rabbenâ la tüziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeten inneke entel vehhâb. Rabbenâ la tüâhiznâ in nesînâ ev ahta'nâ ve salli ve sellim ya Rabbenâ alel hâdi'l-mehdiyyi seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmain.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

