Ana Sayfa
Ra'd, 13/31 Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Fethullah Gülen   
25.05.2006
"Eğer okunan bir kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı, yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o kitap yine bu Kur'ân olacaktı.) Fakat bütün işler Allah'a aittir." (Ra'd, 13/31)

1) Mealde de belirtildiği gibi, dağların yürütülmesi, yerin parçalanması, ölülerin konuşması bir kitap ile olacak olsaydı, bu Tevrat, Zebur veya İncil değil, muhakkak Kur'ân olurdu diyerek, Allah (cc) dikkat nazarlarını Kur'ân'a tevcih buyuruyor.

2) Eğer bu meseleler tahakkuk etseydi, mucize olacaktı. Kavimlerinin iman etmeleri için peygamberler bunları istese bile, olmadığına göre, dava-yı nübüvveti tasdik için olan mucizeler de, demek ki Allah'ın meşiet ve iznine tabi...

3) Kur'ân'ın " ; bütün işler Allah'a aittir" ayetinde, düşüncedeki inhirafa dikkatler çekilerek, neyin kimlerden ve nereden istenmesi gerektiği ihtar edilip, maddi-manevi bütün kuvvet ve tesirin O'nun elinde olduğu, dilediğinde bütün bunları yapabileceği; hatta harikulade şeyler olmadan dahi, kalblerin imana açılması, onların itminana ulaştırılması hepsi O'na aittir ve asla zorluk da sözkonusu değildir. O isterse, arzı paramparça eder, dağları yürütür, nice bin seneden beri çürümüş canları konuşturur; haddizatında bunların hiçbiri Kur'ân'ın, Allah'ın dilediği gönüllerde bıraktığı tesir ölçüsünde kalıcı bir tesir icra etmezler. Bu açıdan sizin gözünüzde büyüttüğünüz o şeyler, Kur'ân'ın meydana getirdiği alemşumül inkılabın yanında çok önemsiz kalırlar. Eğer tahayyül ve tasavvurlarınıza göre çok büyük gördüğünüz bu harikulade hadiseler için bir sebep düşünülecekse, umumi ve köklü tesirleri açısından o Kur'ân olmalıdır. Ama Hak dileyince, dağlar gibi en sağlam cisimleri sağa-sola fırlatacak, yeri paramparça edip savuracak, ölüme hayat soluklatacak ve ölüleri kendi hesabına birer enstrüman gibi konuşturacak bu Kur'ân'ın iniş sebebi bunlar değildir. Onun hikmet-i tenzili -Allah'ın izniyle- mevcut insanlardan yeni bir insan tipi inşa etmek; kimsenin nüfuz edemediği kalblere girerek insanlar üzerinde iman gücünün hakimiyetini sağlamak; fani insana beka yollarını göstererek onu bütün beklentilerine ulaştıracağı sözünü vermek ve hatta, daha öbür aleme gitmeden insana vicdanının menfeziyle ebediyeti ve ebedi saadeti temaşa ettirmek gibi şeylerdir. Asıl marifet de onun hikmet-i tenzili sayılan bu gibi hususlara karşı açık hale gelmektir. Evet dağlar sağa-sola savrulsa, yer parçalanıp didik didik olsa, mezarlardaki kemikler dile gelip konuşsa, bunların gelip geçici o muvakkat tesirleri, Kur'ân'ın insanlar üzerindeki kalıcı ve ebedi tesirinin yanında çok sönük kalır.


İlgili Yazılar:

 
< Önceki   Sonraki >