|
"Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka, yahut bir iyilik, yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (insanların fısıldaşması) müstesna. Kim Allah'ın rızasını elde etmek için onu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz." (Nisa, 4/114)
Bu ayet-i kerimede, bugünkü dini hizmetlerle alakalı önemli mesajlar var. Şöyle ki, içinde bulunduğumuz dönem gibi -bilhassa yakın geçmişsizimizle daha çok alakalı- İslâm'ı anlatmanın ve onun, insanlığı düze çıkartacak mesajlarını sunmanın olumsuz bir kısım sebepler nedeniyle çok zor olduğu dönemlerde, elbette bu vazife gizli gizli, fısıldaşma ile yapılacaktı -ki, buna telattuf veya "sırren tenevveret" diyebilirsiniz- ve bunun karşılığında da, ayetin fezlekesinde belirtildiği gibi, ecr-i azim alınacaktı. Görüldüğü gibi, Allah sevabı mutlak bırakarak, bizlerin aşk ve şevkini kamçılıyor. Tıpkı "oruç benim içindir, onun sevabını ben veririm" kudsî hadisinde de belirtildiği gibi. Kötü duygu, kötü tutku ve karanlık düşüncelerin, ehli iman aleyhindeki gizli gizli hile, komplo ve entrikaları, şer doğumlu, şer menşeli ve bütün bütün öyle hayra kapalı şeylerdir ki, bu işin arkasındaki eşrar bile ondan hayır görmezler. Sadakat duygusunun emaresi sadaka planları, iyiliği ve güzelliği yaygınlaştırma stratejileri ve insanların aralarını bulma, onları uzlaştırma gayretleri farklıdır.. kim Allah'ın rızasını hedefleyerek bunları yaparsa, hem böyle güzel işler yapmadan ötürü hem de şartlar elvermediğinden dolayı gizliliğe dikkat edildiği için normal sevabla değil onlar ecr-i azimle mükafatlandırılacaklardır. Evet, Allah rızası için bu üç hususu gerçekleştirme istikametinde değişik organizasyonlar teşkil edilebilir; böyle bir organizasyon çerçevesinde meselenin muhterem olma mahremiyeti korunabilir. Ve istişareler mümkün olduğu ölçüde belli bir çerçeve içinde gerçekleştirilir; gerçekleştirilir ve icabında bilgisi, görgüsü kıt ağyara da kapalı kalınabilir. Zira bu üç mesele, üçü de önemli içtimai buudu olan meselelerdir. Toplumun hukukunu alakadar eden bu kabil hususlar da, istişarelerde sırrın gücüne sığınma peygamberane bir tavır ve akıllıca bir davranıştır. Aksine, böyle umumi bir hayra esas teşkil etmeyen bir araya gelişler, gelip şununla-bununla alakalı fis-kos edişler ve hele gizli cemiyetler, müminler bunlardan sakınmalı ve onların teşekküllerine de meydan vermemelidirler.
İlgili Yazılar:
|