|
"...Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar." (Âl-i İmran, 3/117)
Bu mesele Kur'ân-ı Kerim'de çoğu yerde (Nehl/33, 118; Zuhruf/76) şekliyle anlatılır. Görüldüğü gibi ikisi arasındaki fark, sadece keynûnet ifade eden fiilinin bulunup bulunmamasında. Evet, Âl-i İmrân, 117. ayeti ki yukarıdaki ayettir; onda keynûnet ifade eden yoktur. Bu bize -Allahu a'lem- şu hususları hatırlatır; 1. Bunların nefislerine karşı zulümleri, gizli-kapalı olmayacak; olmayacak ve o kadar açıktan cereyan edecek ki, bu kişilerin zalimlikleri ve hâssaten nefislerine olan zulümlerini tasrihe gerek kalmayacak; herkes görecek ve anlayacak… 2. Keynûnet; "daha önceden yoktu da şimdi var" mânâsını ihtiva eder. Kafirlere gelince, onlar kadimden bu yana nefislerine zulmetmekte ve bunu da herkes müşahede etmektedir. İşte onun için bu ayet-i kerimede sonradan oldu mânâsını ifade eden yoktur. 3. İkinci maddedeki hususu tavzih için denebilir ki; şöyle-böyle kendilerine kitap verilenler, kendilerine gelen kitaba, o kitabın va'dettiği hidayete bir süre mazhar olup onun aydınlığında yaşadıktan sonra zeyğ, dalâl ve küfrana düştüklerinden, onların zulümleri yoktu sonradan oldu durumunu ifade için keynûnet mânâsına gelen ile tavzih edildi. Kadimden beri haksızlık içinde bocalayıp duranların hali ise "hep böyleydi" mülahazasına işaret için herhangi bir takyide ve tavzihe gerek görülmedi.
İlgili Yazılar:
|