Hizmetimizin yayılmış olduğu alan, sahip çıkan kitleler ve benzeri yönleri itibariyle almış olduğu şekli bir türlü hazmedemeyen, bu gelişmelere haset, kin hatta nefretle bakan insanlar ve gruplar var. Aslında biz de, çok defa bizi kine, nefrete, öfkeye sevkedecek birçok hâdise ile karşı karşıya gelebiliyoruz. Ama bu duygularımızı baskı altına alıyor, kendi kendimizle mücadele edip sevap kazanma cihetini tercih ediyoruz.
Şimdiki gidişattan öyle anlaşılıyor ki, arkadaşlarımız, değişik cephelerden gelen ve gelecek olan bu tür davranışlara karşı şimdiden sabrı esas almaya ve onu bütün buudları ile hayata taşımaya kararlı olmalılar. Evet, rahatsızlık verecek her şeye karşı sabrı kalkan yapmaya alışmalıdırlar.
Evet, bunlar güzel ama ne de olsa biz de insanız. Değişik cephelerden gelen her türlü saldırıya karşı fıtrat ve düşüncelerinin gereğini yapıyorlar diyoruz. Fakat Şibli'nin gülü gibi dost çevreden gelenleri hazmetmek ve onları yorumlamak oldukça zor.
Aslında biraz insaflı olsalar, insaf ile hâdiselere bakıp değerlendirebilseler, onlar da şu hakikati ayan-beyan görecekler. Haset ettikleri bu arkadaşlar, dünya çapında Müslümanlığın itibarını kurtarmışlardır. Değişik sahalarda ilim, spor, kültür.. vb. alanlardan tutun, giyim-kuşam tarzlarına varıncaya kadar temsil ettikleri İslâmî anlayış ile, çoklarının kafasında şekillenen Müslüman şablonunu kırıp, parçalamışlardır. Fakat gel gör ki takdir edilmek bir yana, yukarıda kaydettiğimiz gibi, hep Şiblî'nin gülleri' misali tenkitlerle karşı karşıya kalınıyor. Ne yapalım? Bu da bizim kaderimiz!
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin