Ehlullah, dünden bugüne, bu payeyi ihraz etmiş kimseler olarak, Abdülkadir Geylânî, Hasenü-l Harakânî, Şeyhü'l Harrânî ve İmam Rabbanî.. gibi zatları zikredegelmişlerdir. Kutbiyetle beraber gavsiyeti de haiz bu kimseler, yer yer "kutb-u a'zam", zaman zaman da"gavs-ı a'zam" şeklinde yâd edildikleri gibi "kutbiyet-i kübra"yı temsil etmeleri açısından da kutuplar kutbu mânâsına "kutbu'l-aktâb" unvanıyla anılmaktadırlar.
Bu zatlar, ekmeliyetin temsilcileri olmaları açısından, dava-yı nübüvvetin halis varisleri, ve hilâfet-i Muhammediye (sallallahu aleyhi ve sellem)'in de has mümessilleri sayılırlar. Böyle bir payeyi ihrazda tezkiye-yi nefs, tasfiye-yi kalb ve mücahedenin tesiri ne ölçüde önemli olursa olsun, yine de her şey " - Bu, Allah'ın bir fazlı ve ihsanıdır, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf ve ihsan sahibidir." (Cum'a, 62/ 4) medlulüne bağlı bir hazine-i hâssadan gelmektedir.
Bu yüce paye, bazen tek bir fertle, bazen samimî bir kardeşlik, ivazsız bir ittihat, tam bir ittifakla rızâ-yı ilâhî etrafında kenetlenmiş bir şahs-ı mânevî tarafından da temsil edilegelmiştir. "Hâlisen livechillâh" iman ve Kur'ân'a hizmet eden değişik cemaat ve heyetlerin böyle bir mazhariyeti haiz olacaklarını kabul etmede bir mahzur olmasa gerek.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin